Yusuf Ziya Gökçek-Dünya Bülteni
İnsan ve Medeniyet Hareketi Başkanı İkram Soltan, hareketin anlamını, kökenini ve hedeflerini Dünya Bülteni'ne verdiği röportajda ifade etti.
Dünya Bülteni: Öncelikle İnsan ve Medeniyet Hareketi'nin ismini anlamakla başlayalım. Neden bu isim seçildi? İnsan, Medeniyet ve Hareket kavramları nasıl bir araya getirildi ?
İkram Soltan: Aslında insan, temelde bizim yaptıklarımızın toplamını, niçin yapıldığına dair soruların özünü temsil ediyor. Hz. İnsan diye Allah'ın da beyan ettiği, yeryüzünün en şerefli varlığı kıldığı insana dair çalışmalar yapıyoruz, yürütüyoruz. İnsanın gelişimi, hayrı, salahı, geleceği adına tüm çalışmalarımızı yapmaya gayret ediyoruz.
'BİZİM ESAS GÜCÜMÜZ MEDENİYET TASAVVURUMUZ'
Medeniyet bizim tasavvurumuzu ifade ediyor. İnsana dair yaptıklarımızı bir medeniyet tasavvuru ile yapıyoruz. Kendi inanç ve ahlak değerlerimizden beslenen, bunların üzerine oturan medeniyet tasavvurumuz bizim itici gücümüz. Bizim olmazsa olmaz, esas çizgimizi belirleyen şey medeniyet tasavvurumuza ilişkin gücümüz. Bu medeniyet geçmişte Osmanlı çizgisiyle yaşamış, onun öncesinden Abbasi ve Endülüs çizgisiyle yaşamış, uzak Asya'da Babür medeniyetiyle varolmuş, Selçuklu olarak yaşamış, bütün bunlar İslam medeniyetinin insanlığa sunduğu güzel örneklerle adalet ve ihsan vesikaları oluşturmuşlardır. Bu medeniyet ikliminde insanlığı hayır üzerine yaşama imkanına taşımış. Medeniyetin sağladığı bu imkan hayatın her alanında görünür olmuş. Mimariden estetiğe, edebiyattan bilimlere varıncaya kadar kendi çizgisini oluşturmuş. İslam medeniyetinin özellikle Abbasi ve Endülüs örneğinde bunu çok net bir şekilde görebiliriz. Bu iki medeniyet bilimsel gelişmelerde öncülük yapmış, yeni bilimlerin oluşmasına imkân hazırlamış, mimari çizgiyi ve yaşam alanlarını çok insani bir şekilde dizayn etmiş, insan hukukunu koruma adına adaleti yerli yerine oturtmuş, insan dışında kalan diğer unsurların da yaşam alanlarını koruma adına adaleti tesis etmiştir. Hukuka saygılı bir medeniyet yaşanmış. Her şeyi kendi etrafında değil, bir adalet ekseninde ve bir üst hukukun İslam hukukunun zemininde gerçekleştirmiştir.
Bizim bugünkü medeniyet ifademiz geçmişi geri getirmek değil, yeniden medeniyet inşası anlamında oluşacak sürece katkıda bulunmak. Yeniden modern dünyaya, bu bozgunculuğuna karşı , ifsadına ve batı dünyasının kendi topraklarımızda etkisini kırarak aynı iman ve ahlak zemininden beslenen büyüyen yeni bir medeniyet inşası sürecine katkıda bulunmak. Tüm İslam coğrafyasındaki gayretlerin bu yönde olmasına dönük desteklerimizi arttırmak ve onları bu yönde teşvik etmek. Yeniden kendi medeniyetimizi her yönüyle sanatından edebiyatına mimarisinden estetiğine biliminden teknolojisine varıncaya kadar bir medeniyet inşasına giden bir zihin süreci ve onu üretime döndürerek hayata somut ve pratik imkanlar taşıyacak bir zemin yaratmak gayretindeyiz. Bizim niyetimiz bu büyük medeniyet havzasına suyumuzu akıtmak. Bunun uzun bir süreç olduğunun da farkındayız. Gayretlerimizin böylesine anlamlı bir süreç içerisinde değerlendirilmesini bekliyoruz.
İMH AKINCILAR'LA MTTB'YLE BAŞLAYAN ÇİZGİNİN DEVAMIDIR
Hareket de bizi ifade ediyor.Bizi derken bu camiayı.Bu camia geçmişten günümüze bir hareket olarak varoldu. Süreklilik içerisinde varolması çocuktan gence, yaşlıya, kadından erkeğe, üniversiteliden mahallelisine, sanayicisinden işçisine varıncaya kadar insan unsurunun tamamına hitap etmesi hasebiyle bir harekettir.
İnsan Medeniyet Hareketi'nin başlangıç tarihi çok ötelere gitmektedir.Akıncılar'la MTTB'yle başlayan bir çizginin devamıdır.
Düşünsel olarak harekette bir kurgu değişikliği var mıdır? Bu hareket hep aynı ideal üzre mi devam etmiştir?
Geçmişten günümüze gelen bu hareketin inanç temelleri üzerinde herhangi bir değişiklik yoktur. Ancak düşüncede daha olgunlaştığını, yol aldığını düşünüyorum. Böyle olması da gerekiyor. Düşünce zemininin sürekliliği içinde daha olgunlaşan, gerek kendi yerel ulusal zeminimizde gerekse dünya ölçeğinde güçlü örnekler ortaya koyarak düşünce ufkunun daha da gelişeceğini öngörüyoruz.
Bu hareketin anlamlandırılmasında medeniyet tasavvuru vurgusunun olduğunu görüyoruz. Ortaya koyduğu çok boyutlu medeniyet tasavvuru için İnsan ve Medeniyet hareketi ne yapıyor ?
Çok vurgu yapılması elbette bu düşüncenin gerçekleşmesini sağlamaz. Evvelemirde medeniyet tasavvurunun anlaşılmasını istiyoruz. Bizim, yakınlarımızın söylediklerimizi doğru anlaması burada çok önemli. Etrafımızdaki insanların neden bir medeniyet inşasına ihtiyaç olduğunu hissetmeleri gerekir. Gerçekten de bir medeniyet imkanına düşüncelerinizi taşıyamazsanız devam edemezsiniz, hayatiyetinizi kaybedersiniz. Medeniyetin hayatta kök salmasının öncülü bir medeniyet imkanını gerçekleştirmeniz. Yoksa bütün düşünceler, inanç ve idealler yok olur gider. Medeniyet meselesi hayata kendi rengini vermeniz demektir. Hayata kendi rengimizin ilk önce düşünce planında, bilgi planında olması ve üretime dönmesi lazım. Biz şu aşamada düşünce planında olması amacını güdüyoruz. Düşünce ikliminin varolması amacıyla düşünce planının altını doldurmaya çalışıyoruz:
Kur'an ikliminde Müzakareler
Kur'an İkliminde Müzakareler sıradan bir tefsir dersi değil. Kur'an'ı 5 mütehassısla beraber müzakereye dayalı anlamayla, dinleyenlerin de derse iştirakini sağlayarak anlamaya çalışıyoruz. Ve bunu da sürekli kılmak istiyoruz. Kur'an'ın anlaşılması bizim medeniyet tasavvurumuzun inşasında çok önemli. Çünkü Kur'an sürekli bizim zihin dünyamızı ve düşünce dünyamızı beslemelidir. Kur'an'ı anladıkça bizim zihin dünyamız daha netleşir. Ve Kur'an İkliminde Müzakareler başlıklı faaliyetimiz Ekimin ilk pazarı 3. yılına girecek.
Haber Veri Yorum
Her ay yürüttüğümüz Haber Veri Yorum adlı çalışmamız düşünceyi beslemeye yönelik bir çalışma. Bu çalışmamızda günceli ve gündemi gözeterek daha çok sosyal ve siyasal konular seçiyoruz, ülkemizi ve dünyamızın genelini ilgilendiren konuları uzman konuklarla mütalaa ediyoruz. Bundan sonraki süreçte faaliyetimizi yılda bir iki kez de olsa ülkemiz dışından katılımcılarla da yapmayı düşünüyoruz.
Uluslar arası günceli ve politikayı yorumlama adına daha uluslar arası boyutlarda tartışma imkanı sağlamak…
Tabi bazen yorumlarla ilgili de olabilir.Mesela İslam düşüncesi üzerine Abdülkerim Suruç, Abdulvahhab el Efendi çağrılabilir ya da Batı dünyasında kendisini dinlemek istediğimiz bazı düşünce insanlarını da davet edebiliriz. Bizim bu tip organizasyonlarımıza katılanların farklı düşünceleri olabilir. Bizim burada önemsediğimiz nokta işin hakkını verir bir kalite ortaya konuyor mu?
İnsanımı Dinliyorum
Nitelikli düşünce üretme ve tarihi tecrübe anlamında oldukça değerli insanlarımızı davet ederek tarihe tanıklık ve tarihte yaşananları, dinleyenlerin düşünce dünyasına taşıma işlevi görüyor.
Düşünce Platformu
Bu platformda, belli konuları, ana katılımcılarla beraber yaklaşık 100 katılımcının müzakeresiyle ortak bir noktaya getirmeye çalışıyoruz.
Çalışma Atölyeleri
Atölyeler İnsan ve Medeniyet Hareketi'nin Düşünce ve Sanat Komisyonu tarafından düzenleniyor. Atölyelerde edebiyat, düşünce, tarih ve sinema gibi çalışma alanları var. Bu atölyelerle İnsan ve Medeniyet Hareketi'nin düşünce odağı olarak da gelişmesini istiyoruz. Buralara katılanların yazan, çizen, düşünen insanlara dönüşmesi en önemli arzumuz.
Yani burada yapılan faaliyetlerin temel amacı insanların medeniyet düşüncesinin bir arka planını oluşturmak…
Evet bunlar beslensin gelişsin etrafa yayılsın istiyoruz.
İMH ÇATI KURULUŞTUR
İnternet sitenizde İnsan ve Medeniyet Hareketi'ne üye olan 20'yi aşkın dernek bulunuyor. İnsan ve Medeniyet Hareketi STK'ların oluşturduğu bir çatı kuruluşu mudur?
İnsan ve Medeniyet Hareketi'nin belli bir sürecin getirdiği bir dernek olduğunu ifade ettik. Evet, bu yüzden İnsan ve Medeniyet Hareketi bir yönetim merkezi ve bir çatı kuruluşudur. Genel Merkez, kurumların ve vakıfların oluşturduğu 20'yi aşkın kuruluşa rehberlik ediyor. Kurumların da merkezin bünyesindeki fonksiyonlara benzer fonksiyonları kendi alanlarına taşımaları anlamında hem bir dayanışma hem de birbirimizle irtibat sağlama zemini gerçekleşmiş oluyor.
İnsan Medeniyet Hareketi Türkiye'de ve uluslar arası boyutta nerede olmayı hedefliyor?
İnsan ve Medeniyet Hareketi, ülke sathında bu ülkenin ufkunu dediğimiz medeniyet ufkuna taşımak istiyoruz. Bu ülke son 200 yıldır batıdan gelenlere tabi olmak, onları taklit etmek, peşinden gitmek ve sürüklenmekle meşgul. Ülkenin düşünce dünyasının daraldığını ve her alanda adeta kendi değerlerinden uzaklaşarak bir farklılaşma ve yabancılaşma yaşadığını düşünüyoruz. Halbuki bu toprakların insanı daha dün diyebileceğimiz zamana kadar bütün dünyaya insanlık öğretecek büyük bir medeniyeti yaşadılar. Ve ben bu medeniyetin tanımına özelde adalet ve ihsan medeniyeti diyorum. Adaleti gerçekleştiren ve güzelliğe doğru yol alış…Batının son iki yüzyıldır fiili işgali zihin işgaline dönüşmüş durumda.Bizim insanımız da batının gücünü yanılsama yoluyla kutsamıştır.
İnsan ve Medeniyet Hareketi, kendimizden başlamak üzere insanımıza bizim asli mecramızın neresi olduğunu işaret ediyor ve kendi inanç ve ahlak değerlerimiz üzerinden zihin dünyamızı şekillendirmek ve değer dünyamızı oluşturarak yürümek istiyoruz. Bu ülkede bu havanın hakim bir hava olması adına gayret gösteriyoruz.
Dünya hedeflerimiz için de aynı şeyi düşünüyoruz. Dünya üzerinde inanç değerlerimizi paylaşan insanların dünya nüfusunun üçte biri nisbetinde olmasına rağmen serencamları bize çok benziyor. Biz dünyada oluşacak adalet ve ihsan temelli bir atmosfere katkıda bulunmak istiyoruz. Dünyada inanç değerlerimizi paylaşan insanlarla paylaşımlar içerisine girmeye çalışmak ve medeniyet düşüncemizi uluslar arası boyuta taşımak istiyoruz.
YERELLİK GERÇEKLİĞİMİZİ İFADE EDİYOR
İnsan ve Medeniyet Hareketi'nin ilkelerine baktığımızda yerellik kavramı çok ön plana çıkıyor. 'İnsanımı Dinliyorum' adlı programınızda bir panelist Mehmed Zahit Kotku ve Mahir İz için bizim medeniyetimizin kaynakları anlamında bir şeyler söylemişti. Bu ülke sathında yetişen alimler ve düşünürlerle rabıta kurma adına mı bir yerellik söz konusu?
Yerellik aslında kendi gerçekliğimizi ifade ediyor.Yani bu ülkede doğduk, bu ülkeye aitiz, burada bir geçmişimiz ve tarihimiz var. Elbette bu ülkede yetişen olgunlaşan düşünceler yaşanmış tarih, pratikler bütün bunlar bizim…Bunları arkamıza alarak yürümek tabii bir durumdur. İşin doğası ve gerçekliği budur. Ve biz de bu anlamda bu ülke insanının sahip olduğu örf, adet, gelenek gibi değerlerden meşru olan, inanç değerlerimize ters olmayan her şeyi sahiplenmek sorumluluğumuzdur diye düşünüyoruz. Bastığımız zemini unutmuş, terk etmiş, karşımıza almış değiliz. Bastığımız zemine değer veriyoruz, onun üzerindeki her şeye değer veriyoruz. Bir şartımız var o da meşruluk şartıdır. Yeryüzünün en doğusunda ya da en batısında ayağına diken batan bir Müslüman'ın acısını çekecek kadar da ümmetin bir ferdi olmanın bilincindeyiz. Bu anlamda ümmetçiyiz…
Soruyu biraz daha özelleştirirsek yerelden kastınız buradaki alimler üzerinden bir düşünce sistemi mi oluşturmak? Aynı değer düzlemine sahip uluslar arası alimlere de düşünce sisteminiz de yer verecek misiniz?
Buradaki insanlar buranın şartlarını ıskalamazlar, Pakistan'daki Mevdudi burayı bilmeyebilir ama bu şu değil yani Mevdudi'yi görmeyelim, onun büyük birikiminden, hareketindeki dinamiklerinden yararlanmayalım diye bir şey olamaz. Biz İslam dünyasının tamamını bizim olarak görüyoruz. Sınırları kardeşliğimizin önünde herhangi bir engel olarak da görmüyoruz.Elbette hepimizin bir coğrafi zemini var.Bunların hepsini birbirine dayanan kardeşler topluluğu olarak görüyoruz. Buraya ait bir şeyler yapacaksak da burada bunun pratiğini sergilemiş olan Mehmed Zahit Kotku, Bediüzzaman Said Nursi, Zahid'ül Kevseri, Necip Fazıl Kısakürek gibi değerli insanlar var. Buradaki değerli insanların mücadelelerini önemseyerek ve İslam coğrafyalarındaki alimlerin bize örneklikleri birbirlerine tenakuz içermiyor.
Bir yerden bir model almamız söz konusu değil, biz burada geçmişe de yaslanarak bize has olanı oluştururuz. Ama biz bu anlamda yerel unsurlara dikkat ederken İslam dünyasında olan bitenleri görmemek gibi bir lüksümüz de yok. Çok söylenen bir şeydir; İhvan'ın eserleri tercüme edildi, bu bize uymuyordu diye… Öyle bir şey yok. Mutlaka faydalanılacak bir şeyler var. Burada da bir takım dikkat edilecek şeyler var.Buna da dikkat etmemiz lazım…
İMH HERKESE ELİNİ UZATMAYA ÇALIŞIYOR
Biraz makas değiştireceğiz ama…İnsan ve Medeniyet Hareketi'nin üye profili kimlerden oluşuyor, sizin böyle bir segmentiniz var mı? Yoksa daha geniş uçlu bir hedef kitleniz mi var?
Bu hareket özelde bir üniversiteden beslenmiş, geçmişte üniversitelerden doğarak bugünlere gelmiş bir hareket… Bizim hareketimizin içinde bir üniversite ağırlığı var. Bu hareketin temel kitlesi toplum ortalamasının üzerinde bir eğitime sahip. Ama toplumumuzdaki tüm insanlar bizim hedef kitlemiz. Mümkün olduğunca herkese elimizi uzatmaya,dinlemeye varsa bir şeyler anlatmaya çabalarız. Özelde sınırlandırılmış bir şey yok.
Sanırım İnsan ve Medeniyet Hareketi'nin altındaki 20'yi aşkın STK'yla halkla ilişkileri dolaysız kurabiliyor.
Tabii burası yönetim merkezi .Altımızda bulunan STK'lar daha zeminde, daha fazla halkla ilişkiler faaliyetinde bulunuyorlar.Burada genel merkezin yapısını ikiye ayırabiliriz. Birincisi yönetim, ikincisi de kadro kalitesini arttırma, burada daha çok insan kalitesini arttırmaya yönelik faaliyetler var. Yani Medeniyet düşüncesine insan kazandırmaya yönelik çalışmalarımız daha çok sahada faaliyet gösteren bize bağlı STK'lar tarafından yürütülüyor.
Türkiye'de benzer anlam dünyalarını paylaşan ve gençlik üzerine yoğunlaşan hareketler de mevcut. İnsan ve Medeniyet Hareketi'nin tam olarak bu tür gençlik hareketlerinden farkları nedir?
Bizim gayemiz nitelikli bir genç uğraşısı vermek. Biz ahlak zeminimize uygun bir genç yetiştirmeye çalışıyoruz. Bizimle aynı gayeye sahip dernekler de vardır.Herkesin aynı zeminde bir araya gelmesinin imkanı yoktur, belki gerek de değildir.Birisi kendi nisbetince bir boşluğu doldururken diğeri de böyle bir şey yapmaya çalışıyor. Onlar da bizim kardeşimizdir, onların çalışmalarını paylaşan, destek olan bir yönümüz de var.Biz bizim yapabileceğimiz şeyleri yapmaya çalışıyoruz. Biz bize ait olan boşluğu dolduruyoruz. Diğer kardeşlerimiz de kendilerine ait olan boşluğu dolduruyorlar. Burada bir tenaküz yok.
İKRAM SOLTAN KİMDİR?
1965 yılının Nisan ayında Bayburt ilinin Kalecik köyünde dünyaya geldi. İlk öğreni Kalecik köyü İlkokulunda yaptı ve eğitimi için İstanbul'a anneannesinin yanına geldi, burada Zeytinburnu İmam Hatip'e başladı orta öğrenimden sonra, lise kısmının ilk üç yılını Erzincan İmam Hatip Lisesi'nde son yılını Zeytinburnu İmam Lisesi'nde tamamladı. Ertesi yıl Marmara üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İngilizce işletme bölümüne kayıt yaptırdı, üniversite hayatı başlamış oldu. Dört yıl İngilizce işletme bölümüne devam ettikten sonra fakültenin Türkçe işletme bölümüne geçerek üniversite eğitimini tamamladı. Eğitimini devam ettirdiği yıllarda ticari faaliyetlerine ve evlilik hayatına da adım atmış oldu İnsan ve Medeniyet Hareketi'nin kuruluş aşamasında önce müteşebbis heyet başkanlığı, kurulduktan sonrada yönetim kurulu başkanlığı görevini devam ettirdi.