Kapitalistler ekonomik krizin ardından keşfetti ama sol ve Marx dindar dindar kesim için çok uzak kavramlar olmadı. 'Sol ve din bir araya gelir mi?' tartışması en son İstanbul'daki IMF toplantıları sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın sola yakın açıklamalarıyla gündeme geldi. Tartışma sol ve din olunca akla gelen en yetkin isim Cemil Meriç. O Cemil Meriç ki nev-i şahsına münhasır kişiliği bir yana, Türkiye'de sağ ve solun saygısını kazanabilmiş bir isim.
Sosyoloji profesörü Ümit Meriç, ünlü düşünür Cemil Meriç'in kızı. Ümit Meriç İstanbul Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaparken, ölümle burun buruna geldiği 1999 Marmara Depremi'nden sonra görevinden istifa edip, tesettüre giren bir kadın. Ümit Meriç, İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına üyesi olduğu İstanbul 2010 Kültür Başkenti organizasyonda yer alıyor. Babası gibi tezat uçları bir bünyede buluşturabiliyor Ümit Hanım; uzun yıllar rakı içmiş olmasına 'Gençlik günahı' derken, bir sonraki cümlesi 'Erkeklerle aynı havuzda yüzmekten çekinmem' oluyor. Prof. Dr. Ümit Meriç ile yaklaşık 10 yıl önce yaşadığı müthiş değişimi, hayata bakışını ve babası Cemil Meriç'i konuştuk.
ÖRTÜNDÜM, MESLEĞİMİ BOŞADIM
- Türbanı ilk kez ne zaman taktınız, sebebiniz neydi?
1999 Marmara depreminde, felaketin tam göbeğinde Armutlu'daydım. Sonumun geldiğini sandım. Ölmekten değil, dünyanın sonunun gelmesinden korktum. Dua ettim ve tam o anda, dualarımı kabul eden bir varlığın olduğunu hissettim. Ve bu varlığın bütün emirlerini yerine getirmediğimi düşünerek mahcup oldum. Cenab-ı Hakk'a karşı örtünme kararı aldım. Örtündükten sonra huzura erdim. Ancak şunu söylemeliyim, örtünme kararını sadece kadınlar kendileri vermeliler. Çünkü tek başına örtü bir şey ifade etmez; arkasındaki maneviyata erişmek lazım.
- Üniversitedeki görevinizden türban yüzünden mi istifa ettiniz?
Evet. Örtündükten sonra İstanbul Üniversitesi'ndeki görevimden istifa ettim. Sosyoloji hocasıydım. Sosyoloji kimliğimi boşadım. Teneşirdeki kimliğimi üniversitedeki kimliğime tercih ettim.
- Namaz kılmaya ne zaman başladınız?
Namazın yaşamımdaki yeri çok daha eskilere dayanır. 30 yılı aşkın süredir, 1978'den bu yana namaz kılarım.
- Teknolojiden yararlanıyor musunuz? Televizyon izler misiniz, elektronik posta kullanır mısınız?
Televizyon izlemiyorum, gazete okumuyorum. Mail kullanmıyorum. Manyetik ve elektronik etki alanından uzakta kalmak istiyorum. Bunları takip edince huzursuzluğa kapılıyorum. Kendime bir dünya kurdum, nereye gideceğimi, neler okuyacağımı sadece kendim belirliyorum.
- Yani dünyayı boş mu verdiniz, sevmiyor musunuz bu dünyayı?
Dünyadaki kimliğim bir başka şekle dönüşmüş oldu. Ama dünyadan arınmadım. Son derece dünyalı biri olarak yaşıyorum. Dünyayı da seviyorum. Kendime ait bir dünya kurdum ama bu kopuk bir dünya değil. Herkese kapısı açık bir dünya.
- Dizileri de mi izlemiyorsunuz?
Dizileri asla izlemiyorum. Film de seyretmem. Ama arada bir sinemaya giderim. En son Mahsun Kırmızıgül'ün 'Güneşi Gördüm' filmine gittim. Çok beğendim. Mahsun Bey'i de çok beğeniyorum. Çok ihlaslı mesajlar veriyor.
RAKI, GENÇLİK GÜNAHIM
- Hiç alkol aldınız mı?
Eskiden arada bir alkol alırdım. Rakı içmişliğim vardır, şarabı sevmezdim. Evet, gençlik günahım olarak eskiden arada sırada rakı içmişliğim vardır.
- Babanız, muhafazakarlaşmanıza tepki gösterdi mi?
Örtünmemde babamın etkisi olmadı. Ama bendeki değişiklik O'nu etkiledi. Memnun olduğunu söyledi. Çünkü bende bir iç huzursuzluğu, bir asabiyet hali vardı. Bir sabah ezanıyla namaza başladım bir daha bırakmadım. Deprem felaketini yaşadığımız gece de tesettüre girdim. zaman