29 Cemaziye'l-Ahir 1433 - 20 Mayıs 2012
Ana Sayfa | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle Künye | İletişim   

Atatürk hakkında ezber bozan sözler

Taraf yazarı Neşe Düzel'e konuşan Taha Akyol Atatürk döneminin bilinmeyenlerini anlattı. İşte röportaj:
16/11/2009 - 15:38

"Atatürk sorunların çözümünde daha çok askeri metotlara alışkın olduğu için radikaldir. 'İdare-i maslahatçılar, esaslı inkılâpçı olamazlar' diye sözü var Atatürk'ün."

"Büyük Taarruz'a hazırlanırken, 'Türkiyeliler' diye konuşan Mustafa Kemal, İzmir'i aldıktan sonra beyanatına, 'büyük ve asil Türk milleti' diye başladı."

"Kemalizm halka dayanan bir rejim değildi. Demokrasi değildi. Rejimin halka değil silaha dayandığını Kemalist Yakup Kadri de, Falih Rıfkı da söyledi."

* * *

NEDEN: TAHA AKYOL

CHP'li Onur Öymen'in, Kürt açılımında kullanılan Atatürk'ün "yurtta sulh, cihanda sulh" sözünün, böyle bir barış girişimine uymayacağını ima ederek Dersim örneğini vermesi, Atatürk'ün "yurtta sulh" konusundaki gerçek görüşlerinin merak edilmesine yol açtı. Bize okullarda okutulan "resmî" Atatürk portresinin dışında bir başka Atatürk portresi daha olabileceği düşüncesiyle, bu konuda titiz araştırmalar yapmış ve Ama Hangi Atatürk? adıyla bu konuda çok kapsamlı bir kitabı yayımlanmış olan ülkenin önde gelen entelektüellerinden Taha Akyol'la görüştük. Şu sıra Atatürk'ün kişiliğinin ve yetişme tarzının politik görüşlerine nasıl yansıdığını anlatan gene çok ayrıntılı ikinci bir Atatürk kitabını yazmakta olan gazeteci yazar Taha Akyol, bize, Atatürk'ün Kürtlerle, dinle, komünizmle, silah arkadaşlarıyla, muhalefetle, demokrasiyle, Cumhuriyet'le ilgili gerçek görüşlerini anlattı. 12 Eylül döneminde MHP İdare Kurulu Üyesi olarak ünlü MHP davasında idamla yargılanan ve 14 ay hapis yatan Taha Akyol'un ayrıca Medine'den Lozan'a, Mezhep ve Devlet adıyla yayımlanmış kitapları var.

* * *

NEŞE DÜZEL: CHP'li Onur Öymen'in Atatürk dönemindeki Dersim katliamından söz etmesi, Atatürk'ün dönemini yeniden tartışmaya açtı. Onur Öymen, Atatürk'ün "yurtta sulh, cihanda sulh" sözünü değil, Dersim'deki uygulamalarını örnek almak gerektiğini söyledi. Böylece karşımıza söyledikleriyle yaptıkları çelişen bir Atatürk çıktı. Atatürk çelişkileri olan bir lider miydi?

TAHA AKYOL: Bütün liderler gibi Atatürk'ün de belirli bir dönemdeki sözü ve uygulamasıyla, bir başka dönemdeki sözü ve uygulaması arasında çelişkiler, birbirine zıt ifadeler ve davranışları vardır.

Atatürk'ün hangi konularda çelişkileri vardı?

Mesela Milli Mücadele'de Atatürk Abdülhamit'ten daha İslâmcıdır. Halkı etrafında toplamak için Abdülhamit'ten daha İslâmi bir dil kullanmıştır. Tamamen politik bir davranış bu. Ayrıca Birinci Dünya Savaşı'nda dışarıdan yardım alabilmek için de Mustafa Kemal, hem İslâm'a hem sosyalizme oynadı. Hatta "ben komünistim" anlamında sözler söyledi. Lenin'in Ankara'ya gönderdiği büyükelçiye, "Biz zaferden sonra sizin gibi Bolşevik bir rejim kuracağız. Zaten bizim Meclis'imiz de halk tarafından seçildiği için Bolşevizm'e yakın" dedi. Büyükelçi, "Sizin Meclis'iniz hacılarla, hocalarla dolu. Proletarya yok orada. Nasıl Bolşevik olacaksınız?" deyince de, "Zaferden sonra ben onları temizleyeceğim" cevabını verdi.

Nitekim Anadolu'da kurulan rejim, Sovyet sistemine benzer tek partili totaliter bir rejim olmadı mı?

Atatürk, Meclis'i, kendi tayin ettiği üyelerden oluşturdu ama bunu proletaryayı iktidara getirmek ve Bolşevizm'i kurmak için değil, Kemalist rejimi kurmak için yaptı. Atatürk'ün bir politikacı olduğunu dikkate almak lazım. Yoksa Atatürk'ün dünya görüşü kapitalizme çok yakındır. Milli Mücadele devam ederken, Amerikalılara Chester imtiyazını verdi. Eskişehir'den Musul'a kadar bir demiryolu kurulacak, etrafındaki belli bir arazide de Amerikalılara petrol ve maden arama ve işletme hakkı verilecekti. Amerikalılar iktisadi bulmadıkları için bu imtiyazdan kendileri vazgeçtiler. Milli Mücadele sırasında genellikle sosyalist terminolojiyi kullanan Atatürk, zafer kazandıktan sonra kapitalist bir dille konuştu.

Ne dedi?

Milli Mücadele zamanında yabancı sermayenin sömürücü olduğunu söylerken, zaferden sonra, mesela İzmir İktisat Kongresi'nde, "yabancı sermaye istiyoruz" dedi. Çünkü Lozan'da İngilizleri yumuşatması gerekiyordu. Atatürk'ün hem mevcut şartlara göre politik manevra olarak söylediği sözler vardır hem de ilerisi için özlem olarak söylediği sözler vardır.

Peki... Atatürk neden o kadar sert bir şekilde bastırdı Dersim'de ayaklanmayı?

Milli Mücadele'ye ve Türk milliyetçiliğine önderlik edenler öncelikle Balkanlı Türklerdir. Bunlar, çocukluklarında Balkanların kaybedildiğini gördüler. Bilhassa Müslüman Arnavutların isyan edip Osmanlı'dan kopmasıyla bir şok yaşadılar. Balkan faciasından sonra bunların hepsinde "mütecanis olmayan milletler çöker" düşüncesi oluştu. "Türklerden mütecanis bir toplum yaratmalıyız" fikri gelişti. Gerçi Atatürk, Milli Mücadele sırasında Kürt unsurunu dikkate alarak, "Türkler ve Kürtler" dedi. Kürtlerin kendilerini geliştirme hakkının olacağını söyledi. Amasya belgelerinde Salih Paşa'ya, "Kürtler kendi kültürlerini geliştireceklerdir. Bunu bilsinler ki, düşmanın propagandasına kanmasınlar, bize katılsınlar" diye ifadeleri var ama... Milli Mücadele kazanıldıktan sonra...

Atatürk'ün Kürt politikası değişti mi?

Milli Mücadele kazanıldıktan sonra, memlekette Dersim gibi çok acı olaylara yol açan çok radikal bir Türkleştirme programı uygulandı. Bu Türkleştirme politikasının ilk işaretleri Lozan anlaşması imzalandıktan sonra ortaya çıktı. Lozan'a dek ülkede İslâm vurgusu daha güçlüydü ve Türk kavramı daha azdı. Mesela Sakarya Savaşı günlerinde, Büyük Taarruz'a hazırlanırken, "Türkiyeliler" diye beyanatlar yayınlayan Mustafa Kemal, İzmir'i kazandıktan sonraki beyanatına, "Büyük ve asil Türk milleti" diye başladı. Ayrıca Meclis'te de giderek daha fazla Tük kavramı kullanıldı. Ve Kürt milletvekilleri de bu Türk vurgusuna itiraz etmediler.

Kurtuluş Savaşı'nda ihtiyaç duyulan Kürtlere, savaş kazanıldıktan sonra artık ihtiyaç kalmadığı düşüncesiyle mi Türk vurgusu arttı?

Bu düşünce baştan beri var ama giderek daha belirginleşti. Şeyh Sait İsyanı Anadolu'da Türkleştirme politikasının radikalleşmesine yol açtı. O güne dek, devlette Türklük söylemi artmış olsa da, Kürtlerin de Türkleştireceği yönünde bir işaret yok. Ama Şeyh Sait İsyanı patlayınca, bunların zihinlerinde, hafızalarında Arnavut İsyanı canlanıyor. "Memleket bölüşülecek. Bölüşülmemesinin yolu da Kürtleri Türkleştirmektir" diye düşünülüyor. 1925'teki bu isyanla birlikte çok sert ve otoriter bir Türkleştirme politikası başlıyor. Kısacası Şeyh Sait İsyanı, Kemalizm'i etnik Türkçü bir milliyetçiliğe tahrik eden bir sonuç doğurdu.

Şeyh Sait İsyanı etnik bir isyan mıydı yoksa dinî bir ayaklanma mıydı?

Şeyh Sait İsyanı hem İslâmi'dir hem de etnik anlamda bir Kürt hareketidir. 1924'te hilafetin kaldırılması büyük şok yarattı. Çünkü hilafet Türklerle Kürtler arasında güçlü bir bağdı. Devletin giderek değişen Türk vurgulu dili karşısında Kürtler kendilerini yabancılaşmış hissediyorlardı. Bir de Güneydoğu'da halkı ayaklanmaya hazırlayacak olan network de zaten hazırdı. Şeyhlerin ve feodal ağaların, Cumhuriyet'in Türkçü ve laikleşmeci karakteriyle problemi vardı. Şeyh Sait işte o düğmeye bastı! İrili ufaklı birçok Kürt isyanı oldu. Bunların üçü çok önemlidir. 1925 Şeyh Sait, 1930 Ağrı, 1937 Dersim İsyanları...

Atatürk döneminde 16 Kürt isyanı yaşandı. Atatürk sertlik yanlısı bir lider miydi?

Buna şüphe yok. Atatürk sorunların çözümünde daha çok askerî metotlara alışkın olduğu için radikaldir. "İdare-i maslahatçılar, esaslı inkılâpçı olamazlar" diye bir sözü var Atatürk'ün. Jakobenizm budur zaten! Problemlere kesin çözümler getirmek, problemlerin kökünü kazımak, sadece Kemalizm'in değil, bütün devrimlerin tabiatında var. Fransız devrimi de, Bolşevik devrimi de, milliyetçi devrimler de hep böyledir. Dünyada şiddete başvurmayan bir devrim var mı? Bunlar, Balkan faciasının zihinlerindeki izleri yüzünden bölünmekten çok korkup çok fazla kuvvet kullanıyorlar. Zaten Kemalizm otoriter bir rejimdir. Kemalizm'in demokratik olduğu söylenemez. Hele liberal olduğu hiç söylenemez. Oysa liberal olması demokratik olmasından çok daha önemlidir.

Demokrasi ve liberallik birbirini tamamlayan şeyler değil mi?

Demokrasi, yönetimin halka dayanmasıyla ilgili bir kavramdır. Liberalizm ise doğrudan doğruya özgürlüklerle ilgili bir kavramdır. Bu yüzden bir demokrasi ancak liberal olduğu zaman özgürlükçü olabilir. Yoksa otoriter ve totaliter demokrasiler de var. Atatürk'ün rejimi liberalizme biraz açık olsaydı iyi olurdu. Atatürk'ün rejimi hem liberal değildi, hem de demokrasi değildi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel sekreteri Recep Peker'in "liberalizm vatan hainliğidir" diye bir konuşması var. Recep Peker o dönemin sadece parti genel sekreteri değil, inkılâp dersi veren hocaların da başta gelenidir.

Bu rejim halka dayandığını iddia ediyordu. Halka dayanmıyor muydu?

Halka dayanmıyordu tabii. Kemalist rejim halka dayanan bir rejim değildi. Demokrasi değildi. Demokrasi olmayarak, özgürlüklere belli bir hoşgörü gösterebilirdi ama onu da göstermediği için liberal de değildi. Bunu bugün söylediğiniz zaman Kemalistler, düşmanlık gibi algılıyorlar. Ama rejimin halka dayanmadığını, silaha dayandığını yazan Kemalist Yakup Kadri Karaosmanoğlu'dur. Rejimin halka dayanmadığını, devlet kuvvetlerine dayandığını yazan Falih Rıfkı Atay'dır. Çankaya adlı kitabında Falih Rıfkı, "Hakiki milli egemenliği isteyenler terakkiperverdir. Yani Karabekir ve arkadaşlarıdır. Biz ise ordu ve devlet gücüyle ayakta durarak inkılâpları yapmak zorundaydık" diyor.

Peki, Atatürk'ün "yurtta sulh" sözüne uygun davranışları var mıydı?

Biz bugün sulh kavramını daha demokratik bir içerikle anlıyoruz ama o zamanki "yurtta sulh", yurtta itaatin sağlanması, çatışmanın olmaması anlamına geliyor. Onlar şiddet yönteminin sulhu sağlayacağını düşünüyorlar. Atatürk en şiddetli edeplendirme, uysallaştırma politikalarını da, en şiddetli bastırma politikalarını da, "inkılâpları yerleştiriyorum, böylece yurtta sulhu, huzur ve sükunu sağlıyorum" düşüncesiyle yaptı. Ancak 1946 yılına gelindiğinde, İsmet İnönü, Faik Ahmet Barutçu'ya "Atatürk'ün şiddet metotlarıyla artık bu memleket idare edilemez. Kanun devrine (yani hukuk devletine) geçmemiz lazım" dedi.

İsmet Paşa da otoriter bir kimlik değil mi?

Atatürk kadar otoriter değil. Atatürk'e yöneltilemeyen eleştiriler İsmet Paşa'ya yöneltildiği için İsmet Paşa Atatürk'ten daha otoritermiş gibi bir imaj oluştu. Mesela Serbest Fırka'nın kapatılmasına İsmet Paşa karşı çıkmışken, genel kanaat partiyi onun kapattırdığıdır. Ayrıca "Atatürk kendisini değişmez genel başkan ilan etmedi ama İsmet Paşa etti" denir. Bu da doğru değil. Cumhuriyet Halk Fırkası'nın tüzüğüne ebedî genel başkanlık Atatürk döneminde 1932'de girdi.

Atatürk'ü tabulaştıranın ve Atatürk'ü öne sürerek ülkede otoriterliği koyulaştıranın İnönü olduğu söylenmez mi?

Bu da yanlıştır. Atatürk'ün ölümünden sonra İsmet Paşa'nın kurdurduğu Refik Saydam hükümetinin programında Atatürk'ün adı geçmez ama Celal Bayar'ın 1937'deki hükümet programında Atatürk'ün adı ulu önder, ulu gazi, ebedî şefimiz diye 42 kez geçer. Çünkü İsmet Paşa'nın hem orduda hem partide gücü vardır. Ama Celal Bayar'ın yoktur. Bugünkü Atatürk imajının oluşmasında Celal Bayar'ın rolü daha fazladır. Atatürk'ü kullanmanın yolunu Bayar açtı. İnönü ise 1950'lerden itibaren Demokrat Parti'ye karşı Atatürk'ü kullanmaya başladı. Ahaliden oy alamayınca, Atatürk kavramı öne çıkarıldı ve orduya mesajlar verildi.

Atatürk Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Kürtlere herhangi bir konuda söz vermiş miydi?

Kurtuluş Savaşı sırasında iki ayrı halk oturmuşlar mukavele yapmışlar diye bir şey yok. Ama Atatürk, Kürtlerin 1920 yılına kadar sahip oldukları serbestîlerinin, Kurtuluş Savaşı'ndan sonraki Türkiye'de de devam edeceği izlenimini verdi.

Kürtler açısından 1920'lere kadarki tablo nasıldı?

1920'lere kadarki tablo "Türkler ve Kürtler" tablosudur. Lozan'da, İsmet Paşa "biz Türkler ve Kürtler" diye konuşuyordu. Meclis'te çok sık olmamakla beraber Türkler ve Kürtler kavramı kullanılıyordu. Kürtlerin zor kullanılarak Türkleştirilmeleri ise Şeyh Sait İsyanı'ndan sonra oldu. Türkleştirme politikaları sertleşti ve bugünkü sonuçlar ortaya çıktı. Osmanlı'nın bir Kürt meselesi yoktu. Osmanlı devleti Müslüman kavramına dayandığı için Türk, Kürt diye bir ayırım yoktu. Ayrıca Kürtler coğrafi ve tarihî sebeplerle kendilerini temsil edecek bir aydın sınıf da ortaya çıkaramamıştı. Kürt meselesi, Milli Mücadele'yle, devletin laikleşmesiyle ve Türkleşmesiyle gündeme geldi.

Atatürk, bir basın toplantısında, Kürtlere özerklik verileceğine dair sözler etmedi mi?

O basın toplantısı Ocak 1923'tedir. Lozan'da Kürtlere muhtariyetin tartışıldığı dönemdir bu. İzmit basın toplantısında Atatürk, "Haymana'da bile Kürtler var. Türklerle Kürtleri ayıramayız" dedikten sonra, "Muhtariyetten bahsediyorlar. Bizim anayasamız bütün vilayetlere bir tür muhtariyet �özerklik- veriyor. Bu anayasayı uyguladığımızda, bütün illerin muhtariyeti çerçevesinde Kürtler de kendi kendilerini yönetmiş olacaklardır" diyor. Atatürk burada hem politika hem diplomasi yapıyor.

Kürtler Atatürk'ün bu sözlerini bir özerklik vaadi olarak algılamakta haksızlar mı?

Tarihsel olarak haksız değiller. Bu sözler öyle algılanır ama bu sözleri bugünkü bir etnik federasyonun veya özerkliğin gerekçesi sayarlarsa haksız olurlar. Atatürk'ün 24 Nisan 1920'de yaptığı çok önemli bir konuşma daha var. Meclis açılalı bir gün olmuş ve "Türkiye sadece Türk değil. Sadece Kürt değil. Sadece Çerkez değil. Bunların elbette hakları olacak. Ama şu zaferi bir kazanalım, ondan sonra bunu görüşelim. Şimdi yaparsak birbirimize düşeriz" diyor. Zaferi kazanınca da zaten bildiği gibi yapıyor.

Atatürk, Şeyh Sait ayaklanmasını, muhaliflerini susturmak için kullandı mı?

Kesinlikle... Atatürk'ün başvekili Fethi Bey bile Takriri Sükûn Kanunu'nun ve sıkıyönetimin sadece isyan çıkan illerde uygulanmasını savunuyor. Atatürk ise İsmet Paşa'yı başbakanlığa getirerek İstanbul'da bile Takriri Sükûn Kanunu'nu uygulatıyor. Gazetecileri, muhalif basını tamamen susturuyor.

Atatürk'ü yüksek sesle eleştirebilen hiç kimse kaldı mı 1926'dan sonra?

Hayır kalmadı. Atatürk'ü artık çok alçak sesle bile eleştirmek mümkün değildi. Bunu Nutuk'ta da görüyoruz. Dünün Şark Fatihi olan, Sevr'in şark ayağını kırarak, Doğu'yu kurtaran Kazım Karabekir, Nutuk'ta Atatürk tarafından en hain dimağlar olarak niteleniyor.

Atatürk'e Kurtuluş Savaşı'nda liderlik yolunu açan Karabekir değil midir?

Evet. İnönü, Abdi İpekçi'ye, "Atatürk, 1927'de Meclis'te Nutuk'u okuduğunda Milli Mücadele'deki yol arkadaşlarına kendisine muhalefet ettikleri için çok öfkeliydi. O kızgınlıkla bunları hain olarak niteledi. Eğer Nutuk'u sonra okusaydı, öfkesi yatışmış olurdu ve daha yumuşak bir dil kullanırdı" diyor. Burada önemli olan, Nutuk'un, İsmet Paşa'nın tanıklığıyla, Atatürk'ün çok öfkeli olduğu bir zamanda söylenmiş olmasıdır. Dolayısıyla Nutuk, ezelî ve ebedî bir kitap değildir. Tarihin, 1927'deki Atatürk'ün stratejilerine göre dizayn edilmesidir Nutuk.

YARIN:

Atatürk'ü eleştirmenin cezası neydi?

Atatürk, neden demokrasi kurmaya cesaret edemedi?

Saltanatı yıkmak ve cumhuriyeti kurmak kolay mıydı?

Atatürk yaşadığı dönemde tabu muydu?

Atatürk'ün dinle ve din adamlarıyla ilişkisi nasıldı?

 

DİĞER HABERLER

Kurtulmuş aynaya bakan kişi oldu
Hayrettin Karaman öyle açıklamalarda bulundu ki
Türkiye'de İslamsız bir İslam oluşuyor
'Türkiye`de İslami kesim Protestanlaşıyor'
İslam Batıda büyüyen en büyük dindir
"Doğruluk, söz ve adalet kavramları vasıtası ile İslam dininin içine girdim. Kendini bu dinin içinde
Şimdi açıklarsam yer yerinden oynar
Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, CHP genel başkanlığından istifa eden Deniz Baykal'la ilgili ç
Ateist bir doktor bile onun için dua etti
Feci bir kaza sonucu kaybettiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu'nu ölüm yıldönümünde BBP tarafından düzenlenen
Tayyib Bey Beni Sutun Arkasından Gördü 
Ekrem Erdem, F klavye kullanılmasına ilişkin çalışmasıyla büyük ilgi topladı. Öneri, internetteki an
Erbakan'ın oyununu rakıyla bozmuş
28 Şubat'ın hayatta olmayan mimarı Güven Erkaya'nın oğlu Argun, Erbakan'ın verdiği yemeğe dışardan r
Her Müslüman Nübüvvet Mirasından faydalanmalıdır
Timealem Muhabirimiz Rıza Kardeş'in Üstad Muhammed Ali Sabuni hoca ile yapmış olduğu röportajı sizle
Erdoğan ile Gül yer mi değiştirecek?
Yeni Şafak gazetesi yazarı Fehmi Koru, siyasetin falına baktı. İşte Koru'nun muhalefeti çıldırtacak
ABD'nin en ünlü trend tahmincisi: Türkiye'nin geleceği çok parlak
ABD'de tahmin ve analizlerine çok itibar edilen Trend Araştırma Enstitüsü'nün kurucusu Gerald Celent
Erbakan neden Konya'yı seçti?
Erbakan Siyasi hayata nasıl ve ne zaman girdi? Demirel'le fikir ayrılığı nasıl ve nerde başladı? Erb
Erbakan Hoca açılımlar için ne dedi?
Erbakan Hoca, dış güçlerin hizmetine girdiğini iddia ettiği Başbakan Erdoğan'a "Milli Görüş"e dön ça
Said Fırat: Said Nursi manevi kardeşimiz
Şeyh Said'in torunundan Türkiye'yi sarsacak açıklamalar' Şeyh Said'in torunu Bediüzzaman Said Nursi'
Bu konvoya kim dokunursa yanar
Bu sözler İHH Başkanı Bülent Yıldırım'a ait. İşte İHH başkanının gözüyle özgürlük konvoyunun arka pl
Yasemin Çongar Balyoz'u anlattı
Türkiye günlerdir Taraf'ın yayımladığı "Balyoz" planını konuşuyor. Gazetedeki haberi hazırlayanlarda

n

Devletin dini var mı yok mu?

n

'2010'da ABD egemenliği sona erecek çünkü'

n

Sezai Karakoç belgeseli yapıldı

n

Başörtülü muhabir çalıştırmak istedim ama

n

Başkenti sarsacak ŞOK İDDİA

n

Paşalar tutuklanır Başbuğ gider

n

PKK'nın dinle kavgası-Röportaj

n

MHP Kurucu Genel Başkanlığı'ndan İslam'i Kimliğe

n

Atatürk hakkında ezber bozan sözler

n

Cumhuriyet'e kırgınlık oldu ama düşmanlık asla!

n

Bulut: Erdoğan'ı yok edecekler

n

Batı'dan daha laik olmamız gerek

n

Zorbalar Türkiye ve İran'dan korkuyor

n

Abdülhamid'in hanımıyla yapılmış tek söyleşi

n

Guardian röportajının tam metni

n

Babam Marksist'ti ama ölürken Muhammed (sas) dedi

n

II. Abdülhamid'in hal' fetvasını Akif mi yazdı?

n

Dilipak'tan Helin'e: Üzerinizi örterdim

n

Şeyh Said'e İngilizlerin verdiği cevap

n

Suudi gençlere kırbaç cezası

n

Şamil Tayyar İLK KEZ AÇIKLADI

n

Namaza duracak son adam Özkök'müş

n

Demokratik açılımdan Suriye de etkilenecek

n

Perwer: Devlet Türkleri de asimile etti

n

'Muhsin'le günlerce konuşmadık'

n

Kürtlerdeki Ulusalcı damar

n

Korsan albüm alanlara hakkım helal

n

Kırılma noktası Bosna'dır

n

Karataş Hoca'yı gelin yakından tanıyın

n

Merkezi ezan ve merkezi vaazı kaldırıyoruz

n

'İMH çatı kuruluştur'

n

Guantanamo'dan hidayete giden yol

n

Türkiye, Müslümanlar için büyük umut

n

Eski papaz davetçi oldu

n

Bir Meksikalı'dan İslam'ı öğrenmek

n

Michael Wolfe: Ramazan kalbimin zırhı

n

Yusuf İslam müziğe neden döndü?.

n

Başbakan'da Hz.Ebubekir ahlakı var!.

n

Fethullahçılar parti kurarak şeffaflaşmalı

n

R. Kadir: Ankara'nın sesini duymadık

n

Hakan Şükür: En güzel hediye.

n

Türk medyası, başörtümle Belçika, gençliğimle ilgileniyor

n

Nur'un hidayet yolculuğu

n

Tüm soruların cevabını İslâm'da buldum

n

Biz AKP'nin zaafları üzerine siyaset yapmayız!..

n

Başörtülü danışman ilk kez konuştu

n

İlhan hadis âlimi olsaydı, Sezen hidayete erseydi

n

'Oğlum benim spermimi al' diyen var

n

Ergenekon'un en az beş kurucusu var

n

ABD'nin Seçtiği Son Kurban 

n

Başörtüsü sorununu gençler çözecek

n

Özkök: Darbeler devri kapandı

n

Neden değiştiler?

n

'İran, AKP hükümetine güveniyor'

n

Kurtulmuş'a göre SP'nin hedef kitlesi...

n

Kızı, Ertuğrul Özkök'ü kızdıracak

n

'Kadınlar kocalarını sapık gibi görüyor'

n

Boşandığı kocasına kuma olan çok!

n

ABD, K. Irak'ta İkinci İsrail'i yaratıyor

n

Kaynak'a göre Güney kimin adamı?

YAZARLAR

Zülkarneyn Vardar
Tarih Boyunca Namaz Ve Önemi
27/03/2012 - 00:25
Şahmettin Balahorlu
Uhuvvet
23/04/2012 - 23:16
Fehmi Çiçek
Londra'da Neler Oluyor?
18/08/2011 - 23:04
Arslan Ateş
Kurtuldun Erbakan Hocam!
03/03/2011 - 18:57
Şahin Ayer
Şeytanın Musallatlığı
25/12/2010 - 21:21
Av. Mustafa Karakaş
Yargının İntiharı!...
13/01/2011 - 20:36
Muhammed Emin Yıldırım
Şaki bir dünyada sahabe gibi ol
24/01/2011 - 23:32
Beytullah Demircioğlu
Tunus'ta Militan Laikliği 'Yasemin Devrimi' Sonlandırdı
04/03/2011 - 23:48
Abdulhamid Kahraman
Bencil İnsanlar
24/01/2011 - 23:31

GAZETELER


www.timealem.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
info@timealem.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Atanur Evden Eve Nakliyat Eyüp Evden Eve Nakliyat