2 Recep 1433 - 23 Mayıs 2012
Ana Sayfa | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle Künye | İletişim   

Tunus'ta Militan Laikliği 'Yasemin Devrimi' Sonlandırdı

Beytullah Demircioğlu
04/03/2011 - 23:48

 

2011’in ilk ayına inanılmaz yoğun bir gündemle girdik. Mağrip ülkelerinden Irak’a, Yemen’den Arap Körfezine, Ortadoğu’da Lübnan’dan Mısır’a ezcümle tüm Büyük Ortadoğu denilen coğrafya tabiri caizse fokur fokur kaynıyor.

2011 başında gerçekleşen referandum ile Güney Sudan’ın kuzeyden ayrılmasının sadece Sudan özelinde değil tüm bölge üzerinde meydana getireceği muhtemel sonuçların konuşulduğu günlerde bir önemli haber de Mağrip ülkelerinden Tunus’tan geldi.

 Diplomalı işsizlerin, yoksulluk, yolsuzluk, hayat pahalılığı protestosu bir anda halk ayaklanmasına dönüştü. Tunus halkının öfkesi, Devlet Başkanı Zeynel Abidin bin Ali’yi, 23 yıl boyunca zulümle yönettiği ülkesini kaçarcasına terk etmeye zorladı.

Arap rejimleri arasında en despotu olarak bilinen diktatör Zeynel Abidin, kendisine kapılarını açacak ülke bulmada dahi bir hayli zorlandı. Yıllarca sırtını dayadığı Fransa bile Tunus diktatörünü kabul etmedi. Sonunda Suudi Arabistan, Arap geleneklerini gerekçe göstererek kucak açtı.

İsyanın fitilini, kendini yakarak ateşleyen diplomalı işsiz Muhammed Buazizi’nin diğer Arap ülkelerinde rol model haline gelmesiyle pek çok Arap ülkesinin sokakları hareketlendi.

Tunus’taki halk ayaklanmasından etkilenen Cezayir, Fas, Mısır, Ürdün sokakları yönetimlerinden duydukları rahatsızlıkları dile getirmeye başladılar. Pek çok insan yönetimlerine duydukları isyanı kendilerini yakarak ifade etmeye çalıştı.

Gelinen noktada, Tunus halk isyanının bölgede domino etkisi yapıp yapmayacağı tartışılıyor. Tunus halk devriminin diğer Arap rejimleri üzerinde meydana getireceği muhtemel etkilere geçmeden önce dünden bugüne Tunus’ta yaşananlara biraz daha yakından bakalım.

Sömürgeci Aratmayan Tarihi Arka Plan

Bugün 10 milyon nüfusa sahip Mağrip ülkesi Tunus, Fransız sömürgesinden 1956 yılında kurtuldu. Ortadoğu ve Afrika’daki diğer sömürgelikten kurtulma süreçlerinde olduğu gibi Fransızlar Tunus’u terk ederken geride kendilerine son derece "sadık" dost yönetim kadroları bıraktılar. Tunus’un ilk cumhurbaşkanı Habib Burgiba o “sadık” kadroların başında geliyor. Burgiba, sömürge döneminde dahi görülmeyecek katılıkta ülkeyi yönetti. Laiklik anlayışının en katı modelini uyguladı. İslam’ı Tunus’tan kazımak için elinden ne geliyorsa yaptı. Başörtüsünü sadece resmi dairelerde değil sokaklarda dahi yasakladı.

Burgiba islâmi gelişmeleri kuşatma altında tutan yönetimine rağmen ülke genelinde Tunuslu Müslümanların günden güne islâmî şahsiyetlerini kazanmalarını önleyemedi. 1970'lerde başlayan, giderek gelişen ve bütün Tunus'u kuşatan islâmî uyanış çığ gibi büyüdü. Prof. Raşid el Gannuşi tarafından kurulan "İslâmî Yöneliş Hareketi"ni üniversitelerden, işçi hareketlerine varıncaya kadar bütün ülke genelinde kendini göstermeye başladı. Ancak Burgiba’nın demir yumruğu gecikmedi. "İslâmî Yöneliş Hareketi" bir gecede darmadağın etti, tüm liderlerini tutuklattı.

Burgiba zulmü her alanda kendini gösterdi. Tunus'un sembolü olan Zeytune Üniversitesi başta olmak üzere islâmi eğitim kurumları kapattı. Camileri sıkı denetim altına alınarak belli vakitlerin dışında namaz kılınması yasaklandı.

Kasım 1987 yılına gelindiğinde ise Tunus'ta önemli bir gelişme oldu. Tunus'un geleceği için özenle yetiştirilen Zeynel Abidin Bin Ali; artık ölüm döşeğine gelen Burgiba'yı bir darbeyle devirdi. Böylece otuz küsur yıllık iktidarı döneminde Tunus Müslümanlarına kan kusturan Burgiba, kendisine halef olarak yetiştirdiği Zeynel Abidin'in darbesi ile yıkılmış ve iktidarını noktalamış oldu.

Zeynel Abidin bin Ali’nin, yönetimi devraldıktan sonra estirdiği nisbi olumlu hava çok fazla sürmedi. 1989 yılında gerçekleştirdiği genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde antidemokratik yüzünü gösterdi. Sözde demokratik seçimlerde, muhalefetin adaylarının seçimlere katılmasını önlemek amacıyla sayısız bürokratik engeller çıkarttı. Seçmen yaşındaki 3 milyon 800 bin Tunusludan 1 milyonuna seçmen kartı gönderilmeyerek muhalif seçmenlerin seçim dışı kalmalarını sağladı.

Zeynel Abidin bu süreçten sonra selefi Burgiba’nın katı laik yönetim anlayışını bir adım daha öteye taşıyarak sürdürdü. Tunus’u kelimenin tam anlamıyla bir polis devleti yaptı. İslami muhalefeti tamamen susturdu. Nahda Hareketi’nin önde gelen isimlerin tutuklattı, lideri Raşid Gannuşi’yi sürgüne gönderdi. Zeynel Abidin'in islâmî çalışmalar üzerindeki zulümleri sadece Nahda ile sınırlı kalmadı. Bütün islâmî çalışmaları yasakladı.

1994 seçimlerinde de %99.91 oranında oy alarak 1989 yılındaki başarıyı  (!) gösteren Zeynel Abidin bundan sonra da polis devleti kurma yolundaki icraatlarına adım adım devam etti. İktidarını kuvvetlendirmek için tüm muhalefetin sesini kısan Bin Ali, Burgiba zamanında 20 bin olan polis sayısını yüzde 400 artışla tam 85 bine çıkardı. Yani her 100 Tunuslu'ya bir polis tahsis etti.

Eski istihbarat subayı Zeynel Abidin, Stalin dönemini andıran rejimini yıllar içinde sözde demokratik yollarla meşrulaştırdı. Yönetimi boyunca en çok üzerinde kafa yorduğu alan ülke içi muhalif güçlerle, siyaset ve güvenlik gücünü kullanarak mücadele edilmesiydi. Tıpkı Ortadoğulu diğer otoriter liderler gibi…

Zeynel Abidin’in, ülkesinden kaçmak zorunda kaldığı ana kadar 23 yıl boyunca ağır insan hakları ihlalleri Tunus’un gündelik olayları arasındaydı. Siyasal partiler, sivil toplum örgütleri ya hizaya sokulmuş ya da yasaklanmıştı. Sözüm ona muhalefet partileri ancak sözüm ona muhalefet yapıyorlardı. Medya özgürlüğü ise sıfırlanmıştı.

Zeynel Abidin halkını ezerken,  kuaför çıraklığından gelip iktidar şalterini elinde tutan isim haline gelen, “Kartaca Kraliçesi” olarak da anılan karısı ve ailesi ise ülkenin tüm zenginliğini sömürmekle meşguldü.

 Zeynel Abidin, kendini ömür boyu lider tayin etmek için anayasadaki 75 yaş engeline yasal kılıf bulmanın arifesindeyken “diplomalı işsiz” bir genç çıktı ve Tunus diktatörünün kurduğu zulüm düzenini sonlandıracak sürecin ilk kıvılcımını yaktı.

Tunus tarihine adını yazdıran Muhammed Buazizi adındaki, hayatını seyyar satıcılık yaparak kazanmaya çalışan üniversite mezunu genç, ekmek teknesi elinden alınınca kendini belediyenin önünde yaktı.  Bu ümitsizlik eylemi canı gırtlağındaki Tunus halkında inanılmaz bir etki meydana getirdi.  Aşırı güç kullanımı protestoların dozajını artırdı. Ortaya çıkan görüntüler internet ve sosyal medya üzerinde hızla yayılınca muazzam bir öfke dalgası oluştu. Sonunda bu dalga 23 yıllık zulüm düzenini nihayete erdirdi. 

 Tunuslu diplomalı işsiz Buazizi, yaktığı kıvılcımla sadece Tunus’un demir yumruklu diktatörünü yakmadı aynı zamanda halklarına kan kusturan otoriter tüm Arap rejimlerinin eteklerini de tutuşturdu…

Ortadoğu’da Tunus Etkisi Nasıl Olacak? 

Tunus halkının başardığını, hemen hemen aynı hatta daha kötü  şartlar altında yaşayan diğer bölge ülke halkları da başarabilir mi? Tunus devrimi domino etkisi yapar mı? Tüm dünyanın merak ettiği soru bu.

 Kimine göre evet kimine göre evet ama bazı şartlara bağlı. 

Ortadoğu’daki siyasi gelişmeleri en iyi okuyan yazarlardan olan İndependent yazarı Robert Fisk’e göre, Tunus’daki halk isyanı bölgenin otoriter rejimlerinde büyük bir korkuya neden olsa da “Yasemin Devrimi’nin” domino etkisi yapması oldukça zor. Fisk, “Böyle bir etki ancak Batı’nın desteğiyle olabilir” diyor. Batı’nın da böyle bir niyetinin hiç olmadığının altını çiziyor ve Mısır misalini veriyor:

“Ben Tunus devriminin domino etkisi yapacağına pek inanmıyorum. Bir çoğu yolsuzluğa bulaşmış bölgenin bütün diktatörleri kendilerini desteklememiz içim bizim, yani Batının desteğini arkalarına alacaktır. Biz derken İngiltere, Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri ve tabii Amerika’yı kastediyorum. Biliyorsunuz ki geçmişte bir çok ülkede özellikle Mısır’da Hüsnü Mübarek karşıtı bir çok protesto eylemi oldu. Allahaşkına adam 82 yaşında ve Eylül’deki seçimlerde yeniden başkan olmak istiyor. Güvenlik servisleri o derece güçlü ve zorba ki her şey olduğu gibi devam edecek. Ve bizler özellikle de Mısır’a parasal destek veren Amerika öyle olması için elinden geleni yapacak.”

Fisk, Müslüman dünyasındaki otoriter rejimlerle Batı dünyasının arasındaki dayanışmayı oldukça net bir şekilde özetliyor:

“Müslüman dünya (en azından Hindistan’la Akdeniz arasındaki kısmı) üzüntü verici bir enkazdan daha fazlası. Irak şu an İran’ın ‘satrap’ı olan bir hükümete sahip, Hamid Karzai artık Kabil’in belediye başkanı değil, Pakistan bir felaketin eşiğinde duruyor, Mısır da geçenlerde sahte bir seçim daha yaptı. Ve Lübnan… Zavallı Lübnan’ın bir hükümeti bile yok. Güney Sudan’sa (seçimler adil olursa) cılız bir mum yakabilir ama çok da güvenmeyin.

Biz Batı’dakiler içinse sorun, ezelden beri aynı. ‘Demokrasi’ diyoruz ve hepimiz adil seçimlerden yanayız; tabii Araplar bizim istediklerimize oy verdiği sürece.

20 yıl önce Cezayir’de bizim istediğimize oy vermediler. Keza ‘Filistin’de de. Ve sözüm ona Doha Anlaşması’ndan dolayı Lübnan’da da. Bu nedenle onlara yaptırım uyguluyoruz, tehdit ediyoruz ve İran’la ilgili ikaz ediyoruz, onlardan İsrail’in Batı Şeria’daki kolonileri için daha fazla Filistin toprağı çalarken çenelerini kapalı tutmalarını bekliyoruz.

Kısacası İslamizm korkusu o kadar güçlü ki, Avrupa Birliği, tek-tek Avrupa ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri olarak olayların öbür Arap ülkelerine sıçramasını istemeyeceğiz

Abbas yönetimi Kudüs’ü İsrail’e bırakmış

Katar'dan yayın yapan El Cezire televizyonunun, Ortadoğu barış görüşmelerine dair yayımladığı gizli belgeler El-Fetih yönetiminin gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koyuyor. "Filistin Belgeleri" adıyla yayınlanan bin 600 sayfalık belgeler Filistinli müzakerecilerin İsrail’e inanılmaz tavizler verdiğini gösteriyor. Belgeler Abbas yönetiminin, Doğu Kudüs'te yasadışı olarak inşa edilen yerleşimlerden biri hariç diğer tüm yerleşimleri ilhak etmesini kabul ettiği ileri sürüldü.

Belgelerin elektronik posta mesajları, İsrail, Filistin ile Amerikalı yetkililerin toplantı tutanakları ve toplantılarda sunulan haritalardan oluşuyor.

 Elde edilen belgelerde öne çıkan en önemli bilgiler arasında, Filistin Yönetimi'nin Doğu Kudüs'teki yasadışı İsrail yerleşimlerini kabul etmesi, Haremüşşerif'in statüsü hakkında ortak yönetim teklifinde bulunması ve mülteciler ile Filistinlilerin ana vatanlarına geri dönmesi hakkında Filistin Yönetimi'nin vermeye hazırlandığı ağır tavizler yer alıyor.

Belgeler, "Filistin liderlerinin İsrail kurulurken ve ardından yaşanan savaşlarda mülteci durumuna düşenleri müzakerelerde nasıl yüzüstü bıraktığının ayrıntılarını" ortaya koyuyor.

Filistinlilerin bölgede bir barış için en önemli şartlarından biri yaklaşık 5 milyon mültecinin geleceği ve geri dönüş hakları.

Belgelere göre, Filistinli müzakereciler bunlardan sadece 10 bininin şimdi İsrail'in kontrolündeki evlerine dönebilmelerine ikna olmuş!

     Yine belgelere göre, kendisi de bir mülteci olan Filistin lideri Mahmud Abbas da, ''İsrail'in beş milyon mülteciyi ya da bir milyonunu bile kabul etmesini istemek mantıksız olur. Bu İsrail'in sonu anlamına gelecektir'' diyor.

Okunma Sayısı : 609

Yorum Ekle

Arkadaşına Gönder

Yazdır

YORUMLAR

DİĞER MAKALELERİ

8 04/03/2011 - 23:48 Tunus'ta Militan Laikliği 'Yasemin Devrimi' Sonlandırdı
8 26/08/2009 - 14:19 Avrupa Tartışıyor: İslam Ne Kadar Olsun?
8 01/04/2009 - 12:33 Obama'nın Türkiye Ziyareti İçeride ve Dışarıda Nasıl Okunuyor?
8 09/03/2009 - 15:24 "Yeni Ortadoğu" da Roller Nasıl Dağılacak?
8 21/01/2009 - 00:00 İsrail'in Yaktığı Ateş Birgün Onu da Yakacak
8 21/08/2008 - 23:07 Türkiye'nin Afrika açılımı
8 29/07/2008 - 11:24 "Yalancı Cennette" Madalyanın Diğer Yüzü
8 10/07/2008 - 18:01 Harameyn Nereye?
8 23/06/2008 - 12:11 Ekonomik iflasın eşiğindeki dünya ve çok uluslu şirketlerin payı
 

YAZARLAR

Zülkarneyn Vardar
Tarih Boyunca Namaz Ve Önemi
27/03/2012 - 00:25
Şahmettin Balahorlu
Uhuvvet
23/04/2012 - 23:16
Fehmi Çiçek
Londra'da Neler Oluyor?
18/08/2011 - 23:04
Arslan Ateş
Kurtuldun Erbakan Hocam!
03/03/2011 - 18:57
Şahin Ayer
Şeytanın Musallatlığı
25/12/2010 - 21:21
Av. Mustafa Karakaş
Yargının İntiharı!...
13/01/2011 - 20:36
Muhammed Emin Yıldırım
Şaki bir dünyada sahabe gibi ol
24/01/2011 - 23:32
Beytullah Demircioğlu
Tunus'ta Militan Laikliği 'Yasemin Devrimi' Sonlandırdı
04/03/2011 - 23:48
Abdulhamid Kahraman
Bencil İnsanlar
24/01/2011 - 23:31

GAZETELER


www.timealem.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
info@timealem.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Atanur Evden Eve Nakliyat Eyüp Evden Eve Nakliyat